OKSİMETRE
Oksimetre Detey Bilgi :
Günlük yaşamımızda vücudumuzun genel sağlık durumuyla ilgili tıp laboratuvarlarından alınan test sonuçları ile karşılaştığımız olmuştur. Bunlardan bir kısmı kanımızdaki oksijen oranıyla ilgilidir. Kandaki bu oksijen oranı doktorların teşhislerinde önemli rol oynarlar. Dolayısıyla bu verilerin kolayca ve kesin olarak elde edilmesi gerekir. Bu verileri elde etmenin iki genel yöntemi vardır. Bunlardan birincisi, zor, acı veren ve gerekli netlikte sonuç vermeyen, klasik kan alma yöntemidir. Bu bildiğiniz gibi uygun iğnenin, doğru damara, doğru yerde batırılarak kan alınmasına dayanır. Aksi halde doğacak olumsuzlukları hepimiz biliriz. İkinci yöntem ise bir oksimetre kullanmaktır.
Nedir?
Oksimetre, oksijen doymuşluk düzeylerini ve nabız hızını girişimsel olmayan bir biçimde elde etmemize yarayan becerikli bir araçtır. Eğer bir doktor yada hastaneye gittiğinizde parmağınıza küçük, kalın kumaş iğnesine benzeyen bir alet takıldıysa bu muhtemelen oksimetredir. Birçok şekil ve boyutta çeşitli kullanımlara hizmet vermektedir ve hepsinde aynı sonuç için yani oksijen doymuşluk oranlarını görüntülemek için kullanılır.
Oksimetreler ameliyat odalarında anesteziciler tarafından, devamlı hayati sinyal görüntülemesinin bir parçası olarak sürekli kullanılır. Oksimetreler, 6 dakika yürüme testleri yapılırken doktorlarımız ya da akciğer tedavi takımları tarafından, güncel oksijen kullanım ayarlarına tepkimizi değerlendirmede kullanıldığı gibi muhtemel ilave oksijen ihtiyacına karar vermek için de kullanılırlar. Bir araç olarak, gece oksimetre testlerinde ve uyku laboratuvarlarında, geceleyin olan ilave oksijen kullanımı veya Bi-PAP ya da C-PAP gibi diğer çeşitli girişimsel olmayan nefes alma yardımları gerektirebilecek oksijen seviyesindeki ani düşüşleri saptamak için kullanılır.
Nasıl Çalışır?
Bu gerçekten karmaşık ve ilginç bir süreçtir. Bir oksimetresi vücudun bir bölgesine ( genellikle bir parmağa bununla birlikte kalın yapay tırnakların ya da derin koyu renkte tırnak ojesinin olması durumunda ayak parmağına ve kulak memesine) gönderilen ışık dalgasını kullanır. Işık dalgası kanın oksijenli olup olmadığını saptamak için onun rengini kullanır. Kırmızı kan hücrelerinin yeteri kadar oksijenli olup olmamasına bağlı olarak kan rengimiz değişir.
İki dalga boyundaki (650nm ve 805nm) probe dan bir ışık kaynağı çıkar. Işık, hemoglobin tarafından doymuş ya da doymamış olmasına bağlı olarak farklı miktarlarda kısmen soğurulur. İşlemci iki dalga boyundaki soğurmayı hesaplarken oksijenlenmiş hemoglobinin oranını da hesaplayabilir. Oksimetre nabız akışına bağımlıdır ve akış özelliğinin grafiğini gösterir. Akışın yavaş olduğu yerde oksimetre çalışamayabilir. Oksimetrenin içindeki bilgisayar sadece atardamar akışını göstermek için nabız akışını diğer daha statik sinyallerden ayırdetme yeteneğine sahiptir.
Bol oksijenli kan genellikle parlak kırmızı renktedir, ve oksimetreden gönderilen ışığın çoğunu soğurur. Az oksijenli kan daha koyu kızmızı-mor renktedir, ve ışık dalgasını soğurmaz. Oksimetrenin bir diğer etkileyici yönü ise venous kan seviyeleri ve atardamar kan seviyeleri arasında ayrım yapabilme yeteneğidir. Bu muhteşem teknolojinin mekaniği onun titreyen venous kanın ve atardamarla taşınan kanın sabit akışı arasındaki ayrımı yapmasını sağlar.
Oksimetre kullanılarak elde edilen oksijen seviyesi ölçümleri, daha girişken kan alımı ile elde edilen ölçümlere son derece yakındır. Kullanılan ünite ne olursa olsun (hastanelerde kullanılan, koşu bantlı, büyük, masa üstü üniteleri ya da daha küçük parmak ucu, pilli üniteler ) teknoloji aynıdır.